İran'dan ABD ve İsrail'e Ceuta Göç Krizi Suçlaması
İran'ın Kenya Büyükelçiliği, Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki özerk kenti Ceuta'ya yaşanan yoğun düzensiz göç hareketinin ABD ve İsrail tarafından organize edildiğini öne sürdü.
İran'dan ABD ve İsrail'e Ceuta Göç Krizi Suçlaması
Tahran yönetimi, bunun İspanya'nın Orta Doğu politikalarındaki tutumu nedeniyle Madrid'e yönelik bir baskı girişimi olduğunu iddia etti.
İddialara göre son günlerde yaklaşık 50 ila 60 bin göçmen, kara ve deniz yoluyla Fas'tan Ceuta'ya geçti. Yerel yönetimler, kısa sürede yaşanan yoğun göç dalgası nedeniyle mevcut kapasitenin yetersiz kaldığını ve acil önlemler alındığını açıkladı.
İran'ın Nairobi Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, göç hareketinin "ABD ve İsrail'in bazı bölgesel aktörlerle koordinasyon içinde yürüttüğü bir istikrarsızlaştırma operasyonu" olduğu ileri sürüldü. Açıklamada ayrıca yaşananların, İspanya'nın Gazze savaşı ve İran'a yönelik saldırılar konusundaki politikalarına karşı bir mesaj niteliği taşıdığı savunuldu.
ABD ve İsrail makamları ise söz konusu iddialara ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Öte yandan İsrail'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Danny Danon, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İspanya'nın göç krizini yönetme biçimini eleştirirken, İspanya Ulaştırma Bakanı Oscar Puente de Danon'un açıklamalarına yanıt verdi.
Krizle ilgili farklı değerlendirmeler de gündeme geldi. Bazı siyasetçiler ve yorumcular göç dalgasının jeopolitik gelişmelerle bağlantılı olabileceğini öne sürerken, İspanyol yetkililer ise düzensiz göçün arkasında insan kaçakçılığı şebekelerinin bulunduğunu ve sosyal medya üzerinden yürütülen kampanyalarla göçmenlerin sınıra yönlendirildiğini savundu.
Bazı Batılı medya kuruluşlarında yer alan analizlerde ise Fas'ın sınır kontrollerini gevşetmiş olabileceği ve bunun İspanya'nın dış politika tercihleriyle bağlantılı olabileceği iddiaları dile getirildi. Ancak bu değerlendirmeler de resmi makamlar tarafından doğrulanmış değil.
İspanya, son dönemde Gazze'deki gelişmeler ve İran'a yönelik askeri operasyonlar konusunda İsrail ve ABD ile görüş ayrılıkları yaşamış, Filistin Devleti'ni tanıma kararı ve Orta Doğu politikaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda dikkat çekmişti.